Hughes Aircraft (Raytheon) Döneminden Grandad'ın Chip Bolo Kravatı: 1970-1990 Arası Askeri Elektronik Parçası
Platformumuzdaki en çok okunan ve popüler makaleleri görmek için Trendler bölümüne geçebilirsiniz.
Grandad'ın chip bolo kravatı olarak adlandırılan bu parça, 1970-1990 yılları arasında Hughes Aircraft (daha sonra Raytheon) tarafından üretilmiş bir hibrit entegre devredir. İlk bakışta sıradan bir aksesuar gibi görünse de, aslında karmaşık ve yüksek teknoloji ürünü bir askeri elektronik bileşendir. Bu yazıda, parçanın teknik özellikleri, kullanım alanları ve üretim teknolojileri detaylandırılacaktır.
Hibrit Entegre Devre ve Malzeme Teknolojisi
Parça, kalın film (thick-film) hibrit mikro devre teknolojisi ile üretilmiştir. Bu teknoloji, seramik bir altlık üzerine cam frit ve altın karışımı izlerin serigrafi yöntemiyle basılması ve yüksek sıcaklıkta pişirilmesi esasına dayanır. Üzerine monte edilen yarı iletken bileşenler, altın bağlama telleri ile bağlanarak yüksek performans ve güvenilirlik sağlanır.
Seramik altlık: Alumina gibi yüksek sıcaklığa dayanıklı malzemeler kullanılır. Bu, 350°F (yaklaşık 177°C) üzerindeki sıcaklıklarda plastik veya fiberglas tabanlı devrelerden daha iyi termal dayanıklılık sağlar.
Altın ve paladyum kaplama: Hem elektriksel iletkenlik hem de korozyon direnci için tercih edilir. Bu değerli metallerin kullanımı, parçanın sadece duygusal değil, maddi olarak da yüksek bir değere sahip olmasını sağlar.
Cam diyot veya kıvılcım boşluğu: Parçanın üst kısmında cam içinde yer alan bir diyot veya kıvılcım boşluğu bulunur. Bu eleman, transient (ani gerilim dalgalanması) koruması veya diğer özel fonksiyonlar için kullanılmış olabilir.
Ayrıca Bakınız
Fonksiyonel Kullanım Alanları
Hughes Electronics, özellikle radar ve füze sistemleri alanında faaliyet göstermiştir. Bu bağlamda, bu tür hibrit entegre devrelerin kullanımı yaygındır:
Radar sistemleri: Örneğin, F-15 savaş uçağının APG-63 radar senkronizatörü veya alıcısında benzer hibrit devreler kullanılmıştır.
Füze rehberlik sistemleri: Füze kontrolü ve sensör sinyallerinin işlenmesi için op-amp tabanlı devreler olabilir.
Uçuş kontrol sistemleri: Çoklu girişlerin işlendiği ve yüksek güvenilirlik gerektiren uygulamalarda tercih edilir.
Parçanın arka yüzü genellikle metal bir kapakla kaplanarak hermetik mühürleme yapılır. Bu, dış ortam etkilerinden koruma sağlar ve parçanın uzun süre stabil çalışmasını temin eder.
Üretim ve Tasarım Özellikleri
Çok katmanlı devre yapısı: Parçada birden fazla devre katmanı bulunur. Bazı bölgelerde "cutaway" (kesilmiş gibi görünen) alanlar vardır; bu alanlar, alt katmanlardaki izlerin bağlantısını sağlar.
Bağlantı pinleri: Çevresinde yer alan pinler, soket veya tel sarma yöntemiyle devreye bağlanmak üzere tasarlanmıştır. Havacılık uygulamalarında titreşim nedeniyle soketli veya tel sarma yöntemleri nadiren kullanılır, bu yüzden doğrudan lehimleme tercih edilir.
Termal dayanıklılık: Plastik paketli entegrelerin aksine, seramik ve metal malzemeler yüksek sıcaklıklarda genleşme sorunlarını minimize eder.
Kültürel ve Tarihsel Bağlam
Hughes Missile Systems tesislerinde 1980'lerde bolo kravat, standart kıyafet kodunun bir parçası olarak kullanılmıştır. Bu tür parçalar bazen çalışanlara hatıra olarak verilmiş, hatta bazıları kravat olarak tasarlanmıştır. Parçanın gizemi ve askeri kökeni, aile içinde ve toplulukta ilgi çekici bir hikaye oluşturmuştur. Bazıları bu parçanın nükleer silahların ateşlenmesi için kullanılan anahtarlardan biri olduğunu espriyle dile getirmiştir.
Sonuç
Grandad'ın chip bolo kravatı, sadece bir aksesuar değil, aynı zamanda 1970-1990 yılları arasında askeri ve havacılık teknolojisinde kullanılan karmaşık ve yüksek performanslı bir hibrit entegre devredir. Seramik altlık, altın bağlama telleri ve cam diyot gibi bileşenler, parçanın dayanıklılığını ve işlevselliğini artırmıştır. Hughes Aircraft ve Raytheon'un radar ve füze sistemlerindeki uzmanlığı, bu parçanın muhtemel kullanım alanlarını şekillendirmiştir. Parçanın arka yüzünün kapalı olması, içindeki hassas bileşenlerin korunmasını sağlamaktadır. Bu tür teknolojiler, o dönemde yüksek sıcaklık ve titreşim koşullarında güvenilirlik gerektiren savunma uygulamalarında tercih edilmiştir.
"Eğer ne olduğunu söylersem seni öldürmek zorunda kalırım" esprisi, bu parçanın askeri gizemini ve önemini vurgular.











